Kayıtlar

İyilik.

         Evvettt yine başlıyoruz , birikenleri dökmeye. Sürekli yeni tecrübeler ekleniyor hayatlarımıza gün ve gün. Son zamanlarda farkında olduğum bir durum var. İnsanlardaki sosyal medya etkisi. Bir çok kişi sosyal medyanın ulaşılabilirlik kolaylığından ordaki herseyi gerçek sanıyor ciddiye alıyor. Gerçeklikten uzaklaşarak sanal gerçekliğe yöneliyor. Uzun süre telefon başında gereksiz videolar izleyerek yada başkaları ne yapmış diye sürekli bakarak zaman öldürüyoruz. Gün geçip giderken biz parlayan ekranlara bağımlı gibi saatlerce aynı parmak darbesiyle videoları kaydıra kaydıra başka hayatlarda dolaşıp duruyoruz. Bazen insanlara ulaşmayı kolaylaştıran sanal gerçeklik çok yanıltıcı olabiliyor, aynı aktiviteyi devamlı tekrarlayarak anlık duygu değişimlerine maruz kalıyoruz hareketli bir müzik çalan videoda modumuz aniden yükselirken acıklı bir videoya geçince birden düşüyoruz, aşırı derecede hızlı yaşadığımız bu duygu değişimi gerçek hayatlarımıza yansıyor, dur...

Yaşa

Yaşıyoruz  bazen nerde kimle nasıl olduğunu bilmeden öylesine yaşıyoruz, bazende öyle bir yaşıyoruz ki öyle dolu dolu öyle ölesiye... Hayat her zaman adil davransa bizlere, iyiysek iyiyle olsak , kötüysek kötüyle. İmkansız mı dünyada adaletli bir yaşam dilemek..  Hangi konuda büyük büyük cümleler ettiysek, o kurduğumuz cümleleri yaşamadan ölmeyeceğiz, sanırım ilahi adalet terazisi burda bize bişeyler öğretmek istiyor. İçimizde gereksiz yere büyüttüğümüz şeylerin aslında çokta büyük olmadığını, büyük konuştuğumuz durumları yaşamadığımız için sadece gözümüzde büyüttüğümüzü , yaşayınca öğreniyoruz.  Sen ne kadar hayatla ilgili planlar yaparsan yap, kaderindekileri yaşayacaksın. Ne kadar disiplinli bir hayatın olursa olsun, bir yerde ipin ucunu bırakmak zorunda kalacaksın, hayat insana bunları öğretiyor. Dünya hayatını ge reksiz yere ciddiye aldığımızı, bişeyler için ne kadar çabalarsak çabalayalım , anlında ne yazıyorsa onu yaşamak zorunda kalacağını planlar tutmayınca öğren...

Yeni farkındalıklar.

Hayat temposunda her gün yeni güne başlarken her gün yeni bir deneyim ve tecrübe dolu oluyor, bazı deneyimler karşısında başta ne yapmam gerektiğini bilemiyorum, elim kolum bağlanmış gibi çaresiz hislere kapıldığım oluyor, sonra durup düşünüyorum. En sonunda düşündüklerim karşısında bir karara vardım. En iyisi gitmek dedim, gidersen düşünmek zorunda kalmazsın, gidersen kapalı kaldığını sandığın dört duvarlı zindandan kurtulursun, zihnimdeki düşüncelerden beynimdeki hislerden kaçabilirim sandım. İşte şimdi tam olarak yola koyulma zamanıydı. Düşüncelerden kaçacağımı zannederken birden beynimi susturamadığımı fark ettim o kadar    çok şey anlattı ki ben bile kendime hayret ettim. Kaçıp kurtulacağımı sandığım şeylerin tam ortasında buldum kendimi, aniden durdum ve yol boyu susmak bilmeyen kafamın içini nasıl susturacağımı düşünmeye başladım. O an dank etti , kaçarsan kurtulamazsın bırak aksın gitsin. Bu beynimin içindeki susmayan konuşmaların sebebi yaşadıklarım karşısında duyduğu...

İnanç

Bazı olayların başımıza gelmesinden ne kadar korksakta, eğer başımıza gelmesinden korktuğumuz bu olaylar bizim hayatımızı değiştirebilecekse, yeniden şekillendire bilip hayata karşı yeni bir bakış açısı kazanmamızı, yeni bir farkındalık yaşamamızı sağlayabilecekse korkumuzu bastırmanın yollarını bulabilmeliyiz. Bu hayatta yaşadığımız sürece her şey mümkün. Yaşadığımız olaylar neticesinde hissettiğimiz yoğun duyguları dengeleyebilmek adına, bu olaylara pozitif yönden bakabilmeyi öğrenmeliyiz. Hayatta her daim olumsuzluklar mümkün. Bu olumsuzluklar karşısında yapacağın analizle çıkardığın ders ,kendine kattığın tecrübe büyük önem taşıyor. Bunlar şimdi ki seni inşaa etmeni sağlayan yegane yapı taşları. Kötü bir durum yaşadığında hemen yenilgiyi kabul etme moduna geçme. Zaten hayat böyle, ne gelirse benim başıma gelir , tüm olumsuzluklar beni bulur, benim şansım yok,gibi    negatif cümleler kurma. Unutma hayata ne verirsen onu alırsın, iyiyi, umudu kendi ağzından çıkan cümlelerle ...

İnsanoğlu

Resim
Nasıl bir dünyaya gelmişiz insanoğlu nasıl bu kadar  hızlı dünya ehline ayak uydurup şeytanla bir olmuş iş çevirmeye başlamış hangi ara bu kadar değişti bu düzen içindeki düzensizliğin işleyiş biçimi ? Ortalıklarda din istirmarcıları, kötülük sansarları, adilik , hain yılanlar ile büyütülüp beslenilmiş bomboş bedenler. Kendi çıkarları için dine ayak uyduruyoruz dercesine kafasını bağlayıp açmadığı yeri boyamadığı yeri  dikkat çekmek için yapmadığı kalmayan şeytan simülatörü kişilik yoksunu insan müsfetteleriyle dolmuş ortalık. Sırf yine kendi çıkarları için söylenmeyen yalan ayak uydurulmayan edepsiz ortam kapatılmaya çalışan ayıplı günahlarla sarmış her yerlerini insanlık kalmamış. İnsanoğlu ne kadar kör ne kadar cahilmiş aslında. Özellikle müslümanız diye geçinen toplum öncelikle insan olmayı öğrenmeli insan olabilmek dinin en doğru gereği. Masum insanoğlunun duygularını ömrünü ruhunu sömürmekten vazgeçin artık nasıl bir kötülüktür bu tabiri caizse ''KAHPE...

Lost

Resim
Yeniden merhaba çok uzun zamandır yazmadığımı fark ettim sanırım hayata biraz mola verdim ağırdan almaya başladım üzerime gelen yığınla yüklerden biraz da olsa rahatlamak kafamı toplamak için böyle bir çabaya girmiş olabilirim hayat herkese istediği gibi bir yaşantıyı yaşamasına müsade etmiyor elbette bunu bizden öncekilerin hayata bakışlarından anlıyoruz keşke bende şimdi çocuk olsam der yetişkin bir birey bir çocuğun mutluluğunu gördükçe . Bazen öyle durumlar yaşarsınız ki nasıl ya bu kadarı olamaz dediğiniz noktada yutkunur ve devam eden bu akışta çok daha fazlasını anladığınız an ruhunuzun içeride can çekiştiğini fark etmeniz uzun sürmez. Hayat herkesi eşit şartlarda sınamıyor buna halk dilinde dünyanın adaletsizliği deniyor, hatta bazı insanlar aşırı ağır yüklerle sınandıklarında, yaşama dair tüm hevesinin tükendiğini belirten cümleler kullandığını görürüz.Zamanında biri varmış çok sevmiş çok bağlanmış derken ipler en sağlam dediği yerden bir bir atıvermiş onu ulu orta...

His

Resim
Yara aldığı zaman hemen iyileşebilen bir vücuda sahip değilim, aynı oranda ruhumda yara aldığında hızla iyileşmez. İnsan bedeni ruhuyla doğru orantıda çalışır, ruhunu hızla besleyenin bedenide hızla beslenir, yaşadığımız acı anlar bizde bir çok farklı türde etki bırakabilir örneğin, bazı yaralar ruhumuzda çok derin izler bırakır yıllar sonra karşılaşabileceğimiz türden bazı yaralarda ruhta hızla kapanır eğer çok derin değilse... Eğer içiniz hüzünden dolmuşsa bir çocuğun elinden kaçan balonu gördüğünüz an  hüngür hüngür ağlamanıza yetebilir, yada ilk kez duyduğunuz hüzünlü bir melodi bile gözyaşlarınıza bahane olabilir, insan bedeni nankördür kocaman mutluluklara dakikalarca güldürür ufacık hüzüne saatlerce ağlatabilir.  Evrenin adaletsizliği duygularımıza kadar işlemiş, ağlamak ile gülmek eşit bile değil, yaşamak ve ölmek bu kadar gerçek iken duygular neden bu kadar anlık ve dengesiz olabilir. Bir insanın duygusal açıdan hissizleşmesi ve acımasızlaşması mümkünmüdür...

umut

Resim
                                                                                         Yazmak istemiyorum aslında ama, artık dayanamıyorum ağızlarını zorla kapadığım sandıklardaki acıları gün yüzüne çıkartmadan, tıka basa doldukları halde kafamın içinde çürümelere sebep olan durumları saklayarak kendime eziyetle geçirdiğim her an üzerime toprak atmaktan başka hiç bir işe yaramıyor.                  Bu kadar büyümeden önce kendime, herkesin çok iyi kalpli, zararsız, sevgi dolu olduğunu zannettiğim günlere geri dönüp bu kadar olumlu düşüncelerle insanlara karşı gardım inik kuçak dolusu sevgiyle sarılmayı , hiç bir konuda beklememeyi öğretirdim. Ve ailemin beni bu kadar hassas bir kalple büyütmelerine izin verme...

Dip Not.

Resim
İnsan sevdiği kadar sevilirmiş derler. Kim uydurmuş bu yalanı bilmiyorum, açıkcası bilmekte istemiyorum, insan bildiklerine kral bilmediklerine köle olurmuş. Ben kral olmaktan geçtim artık o sarayda hiç bir ünvana sahip olmak istemiyorum o sarayda varolmayı istemiyorum.Öylesine bıktım ki masallardan hikayelerden pinokyolardan.Pinokyo demişken onun bile sevilebilir bir tarafı vardı uzayan burnunun altında yatan müzipliğin tatlılığı vardı.  Günümüzün pinokyalarına bakarsak uzayan burnu değilde, tırnaklarıyla ruhlara sapladıkları acılardan başka bir şeyleri olmadığını görebilirsiniz bu sebeple artık ne masal duymak isteriz nede hikayelere kulak vermek. Şöyle bir iki ruhla temasa geçsin ruhunuz bir o bedenden dökülen kelimeleri işitsin kulaklarınız o zaman anlarsınız dünyanızda dönen dümenleri. Genelleme yaparak konuşuyorum ama konu bana geldiğinde bireysel olarak söyleyebileceğim en doğru cümleler şunlar olur : Anne ve Babanız hariç kimseye, hiç kimseye güvenmeyin hatta onların sevgi...

Kötüsünüz.

Resim
Kötüsünüz. Öyle bahsettiğiniz gibi merhamet sahibi de değilsiniz. Şu iyi insan profillerinizden eser yok. Bahsetmekten kaçınmadığınız şu ''vicdan'' var ya, işte o evet... Vicdan yoksunluğundan öleceksiniz farkında değilsiniz. Ben iyi bir insanım rolü yapmaya devam ederek kendinizi ve kendiniz gibileri kandırabilirsiniz. Merhamet sahibi olmayan bir insan, vicdan ve merhamet sahibi olan bir insanın gözünü boyayamaz. Ve bilmelisiniz ki fazlasıyla nankörsünüz. Görmeniz gerekenleri görmezden gelip, görmemeniz gerekenleri kendinize hayat standardı yapıyorsunuz. Yahu kendine sevgiyle, merhametle ve huzurla gelen bir insanı kırarak geri çeviren kim vicdan sahibi olmuş ? Yapabildiğinizin en iyisi ne biliyor musunuz ? Kırmak, yıkmak, dökmek, parçalamak. Hiç gerek olmadığı halde ziyan etmek. Bir insanın kalbini kırmak size göre çok basit bir olay. Kalbin kırılmasının ne demek olduğunu, kalbinizde kırılmadık yer kalmadığı zaman anlayacaksınız. Ama keşke bu noktaya gelmeden anlayabi...